25 Temmuz 2019 Perşembe


Yolda Olmak Güzeldir…

1. Gün : 07.07.2019  Pazar, İstanbul (Türkiye) – Lubliyana (Slovenya) – Trieste (İtalya) – Cortina D’ampezzio (İtalya) (Toplam 380 km, motorla 290 km)

Yolculuğumuz sabahın ilk ışıkları ile birlikte İstanbul Yeni Havalima’nından başlıyor. Uçuşumuz sabah 7:00’de Lubliyana’ya. Halil Kılıç hocamızın düzenlemiş olduğu ‘Alpines Tour’ toplam 8 günde 4 farklı ülkeyi (Slovenya, İtalya, Avusturya, İsviçre) kapsıyor olacak. Katılımcılar ise Halil Hoca ile birlikte 8 motor ve tüm yol boyunca bizi takip edecek olan lojistik aracından oluşuyor.
Yerel saati ile 08:30 da indiğimiz Lubliyana’dan Triste’ye Havaş benzeri bir transfer aracı ile gidiyoruz. Otobüste bizden başka araçlarını almaya giden Türk tırcılar da var.  90 km.lik yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürüyor ancak limana giriş için kontroller neredeyse 1 saati buluyor. Motorlarımıza ulaştığımızda ise öğlen saat 13:00 olmuş bile. Motorlar ve eşyalarımız Salı akşamı Ro Ro ile İstanbul’dan yola çıkıp Triste’ye Cumartesi ulaştılar. Tur organizasyonu içinde yer alan bu hizmetin ise oldukça konforlu olduğunu söylemeliyim. İstanbul’da bir noktaya teslim etmekten ve dönüşte teslim almaktan başkaca hiçbir şey yapmanıza gerek kalmıyor böylelikle. Bu işlerin ustası olan lojistikçimiz Satı, işin her detayı ile ilgileniyor.  Kısa bir süre sonra Halil Hoca önde (KTM 1290 Adventure-S), oğlu (yaş 17 olmasından mütevellit KTM Duke 125, ki öyle olmasına bakmayın hepimizden iyi motor kullanıyor) ve BMW F 650 GS, BMW 1200 GS, BMW K 1600 Bagger, 2 adet Harley Road Glide, 2 adet Harley Fat Bob olmak üzere toplam 9 motor ve 1 panelvan yola çıkıyoruz. İstikamet Cortina ve hedef 290 km yol. Gece neredeyse uyumadan yola çıktığımız ve günün yarısını çoktan geçtiğimiz göz önünde bulundurulursa bu bizim için beş yüz kilometreye bedel.
Yemek molamızı 15.30 sularında Slovenya’dan çıkmadan yemyeşil ve Kanal olarak adı geçen bir gölümsünün kenarında veriyoruz.  Sini boyu hamburgerleri ile 4 kişiyi ziyadesiyle doyuran mekanın adı ise Okrepcevalnica Dolga Njiva. Hafta sonu geldiyseniz bu lezzete kavuşmak için ayakta biraz beklemeniz gerekiyor.
Yolda kısa bir yağmur geçişi ve akabinde kahve molasından sonra Cortina’ya gelmeden yaklaşık 60 km öncesinde Passo Mauri’den geçerek ilk mini geçit deneyimimizi yaşıyoruz. Sonrasında Cortina’ya kadar yol, yorgun bedenlerimiz için usandırıcı şekilde virajlı, dönmeli, dönemeçli. Çevredeki benzerleri gibi olan mütevazi kayak otelimiz Hotel Corona’ya ulaştığımızda saat 22:00 suları ve yemek için açık tek yer meydandaki nefis pizza ve makarnaları olan Croda Cafe.




 2.       Gün : 08.07.2019  Salı, Cortina D’ampezzio (İtalya) – Çevre passolar (155 km)
İşte artık Dolomitlerin göbeğindeyiz. Dolomit Dağları, İtalya'nın kuzeydoğusunda bulunan, Alp Dağları'nın bir parçası olan dağ sırası. Dolomites grubu İtalya'nın Belluno, Güney Tyrol ve Trentino bölgelerinde bulunmakta. 2009’da ise Dünya Mirası olarak ilan edilmiş.
Canım Dolomitiler

Sabah erken kahvaltıdan sonra 9’da hocamızdan ilk dersimizi ve bilgilendirmemizi alıyoruz. Zira eğitim şart. Bölgede yer alan Misurina Passosu ve Gölü ilk durağımız ve gördüklerimizin en güzellerinden biri. Sticker veya pin toplamaya da buradan başlayabilirsiniz.
Misurina Gölü

Göl çevresinde kısa bir süre eğlendikten sonra, 15 Euro vererek  Tre Cime Nature Park’a giriş yapıyoruz. Zirvesine yakın bir yerlerine çıkmaya çalıştığımız Monte Cristallo’yu askerlerin kapatmış olduğunu görerek ve dar virajlı yollardan zorlanarak da olsa dönerek, 2333 m. rakımdaki bir alt manzara noktasına geçiyoruz. Manzaranın güzelliği ise büyüleyici. Dolomitilerin en güzel manzaralarından birine sahi Tre Cime ve tüm bölge karşımızda tüm ihtişamıyla duruyor.
Tre Cime


 

Bir yandan gri bulutları atlatmaya çalışarak ve dağın çevresini bu amaçla dolaşarak günlük passo serüvenimize başlıyoruz. Passo Giau, Passo Pordoi, Passo Sella dağların arasından geçen ve dağları birbirine bağlayan geçitler. İnişli çıkışlı da olsa ortalama rakım 2000 m.ler civarında  Mini mini hair pinlerin onlarcasını keyifle (kendi adıma konuşacak olursam zaman zaman zorlanarak) dönüyoruz. Sadece doğanın güzelliği, bol oksijen, muhteşem manzaralar ve anda kalmak var. Viraj dönmek dışında başka bir tasanızın ve aynı zamanda keyfinizin olmadığı bir zaman dilimi. Pordoi ve Sella arasında Arabba’da kısa bir tatlı ve kahve molası veriyoruz. Kilise’nin karşısındaki Peter’in Restoranındaki apple strudel ise paylaşılmayacak kadar lezzetli .) .

Dönüş, Passo Gardena üzerinden Cortina’ya. Akşam yemeğini ise otele 200 m. mesafede yer alan başka bir otelin restoranında, Hotel da Beppe Sello’da alıyoruz. Steakleri güzel olan bu mekan, bu sefer aynı performansı gösteremese de memnun bir şekilde ayrılıyoruz.


3       

3. Gün : 09.07.2019 Salı,  Cortina D’ampezzio (İtalya) – Stilfs (Stelvio) (230 km.)

Bugün aktarım günlerinden biri.  Stelvio passolarına ulaşmak için uzun bir yol kat etmemiz gerekiyor. Sabah vakitlice yola revan olduktan kısa bir süre (60 km. kadar) sonra Falcade bölgesinde virajlı yokuşlara dayanamayan lojistik aracımız su kaynatıyor. Yaylamsı alanda kuşlarla, ördeklerle eğlendiğimiz bi yarım saatten sonra sorunu çözen acar asistanımız Satı ile araç arkamızda biz önde devam ediyoruz. Öğle yemeği için durağımız Moena kasabası. Viyana Kuşatması sırasında bölgeye düşen (bir rivayete göre esir düşen, bir rivayete göre ordudan ihraç edilen) Osmanlı askerinin yaşadığı bir köy. Balaban Hasan isimli bu yeniçeri bir süre sonra artık oranın yerlisi gibi oluyor ve seviliyor. Her sene Temmuz ayında bir festivalle anma töreni gerçekleştirilen kasabada bilinenin aksine Türkler seviliyor ve sayılıyor. Biz herhangi bir aktiviteye şahit olamasak da, güzel bir restoranda ülkedeki 10.pizzamızı filan yiyoruz ve yola devam ediyoruz.
Buradan sonra yol düz ve otobanımsı, Bolzano’yu ve Merano ovasını da tam gaz geçtikten sonra 19.30 sularında Stelvio eteklerindeki bizi 2 gün ağırlayacak olan minik otelimize (Hotel Stilfserhof) varıyoruz.  







4.Gün : 10.07.2019  Çarşamba, Stilfs (Stelvio Passoları)(İtalya) – Livigno (İtalya)– St. Moritz (İsviçre) (250 km.)

İşte o gün bugün. Her motorcunun bir gün gidebilmeyi hayal ettiği Stelvio Geçidi (Rakım 2760 m.). Arka arkaya onlarca hair pin’in dans ettiği, yukarı çıkarken sağınıza solunuza bakmanın yürek istediği, hem zor hem keyifli bir yol. Aslında zirveye ulaştığınızda sizi karşılayan sadece bir kayak merkezi, tüm bu bölgede olduğu gibi. Ancak yazın, gerek turistler, gerek bisikletçiler, gerekse motorcular bu yolu çıkabilmek için dikkate değer bir trafik oluşturuyor. Öyle ki, daracık bir virajda dönerken bir bisikletçiyle şeridi paylaşmak zorunda kalmanız veya yukarıdan inen bir araca yol vermeniz veya onun sizi beklemesi oldukça normal. Otelden çıktıktan sonra tepeye ulaşana kadar 20 km.lik yol boyunca çoğu sürekli toplam 45 adet viraj dönüyorsunuz. Bunu farklı passolarda yol boyunca defalarca tekrarladık aslında ama en havalısı burası tabi ki.
Yukarıda kısa bir mola verdikten ve mini bir alışveriş yaptıktan sonra dağın diğer tarafından Livigno’ya doğru inmeye başlıyoruz. İnişte fotoğraflarınızı çeken ve internet üzerinden satan birisi var. https://2019.fotostelvio.com/ adresine girerek sürpriz bir kare yakalayabilirsiniz.
İniş, çıkışı aratmasa da daha kolay ve hızlı tabi ki. Öğle yemeği aynı zamanda tax free bir bölge ve kayak cenneti olan Livigno’da. Uygun fiyata alışverişlerinizi buradan yapabilirsiniz.


Stelvio Geçidi
15.30 sularında yemeğimizi bitirip bu şirin yerleşim yerinden ayrılıyoruz. İstikamet yine kayak merkezi olması ile ünlü Saint Moritz. Sınır geçişi yine yokmuş gibi ve sorunsuz ve işte şimdi de İsviçre Alpleri’ndeyiz. Yaklaşık 1,5 saatlik bir sürüşten sonra şehrin kenarında harika bir göle ulaşıyoruz. (Tahmin edileceği üzere gölün adı da St. Moritz). Burada ve gölün kenarındaki şahane dondurmaları olan Pier 34 adlı restoranda yaklaşık 1 saat geçirdikten sonra ise tekrar yola koyuluyoruz.
Yolda olmak güzeldir…(St.Moritz)

Bitmeyen gün yapmışlardı; 2 saate yakın bir sürüşten sonra bu sefer İtalya sınırları içinde başka güzel bir göle geliyoruz. Lago di Resia. Yan yana iki gölün birleştirilmesi ile sular altında kalmış köyün tek görünen kalıntısı ise kilisenin kulesi.  Gölün hemen kenarında otomatik bir fotoğraf noktası var, anında internetten fotonuzu alabiliyorsunuz.


20:30 sularında buradan ayrılıp 45 dk. sonra keyifli bir kapanışla artık nihayet otelciğimize ulaşıyoruz.


5.Gün : 11.07.2019  Perşembe.   Stilfs (Stelvio) (İtalya) – Heiligenblut (Grossglockner) (Avusturya) (280 km.)


En uzun 2.yol günümüz. Bir kısmı trafiğe takılarak da geçse Merano’dan sonraki geçitler, dağların arasından kıvrılarak giden yollar keyfimizi yerine getiriyor. Benim içinse eğitim günü. Halil Hoca’nın arkasında, onu izleyerek ve talimatlarıyla sürüşümü biraz daha düzeltme ve geliştirme imkanı buluyorum. Passo Giovo (Jaufenpass) 2004 m. rakımda rahat ve keyifli bir geçiş, güzel manzaralar eşliğinde buraya çıkıp iniyoruz.  Avusturya’ya, otoyola girmeden önce sticker alıp aracınıza yapıştırmanız gerekiyor. Hocamızın yönlendirmesi olmasa hiçbir şekilde fark edemeyeceğimiz bir istasyondan birkaç Euro karşılığında stickerlarımızı alıyoruz ve bu bizi tüm yol boyunca karşılaşmamız muhtemel otoban polisinin,olmadığı takdirde yiyeceğimiz 150 Euroluk cezasından koruyor. Lienz’den sonra hava değişiyor ve hafif bir yağmur eşliğinde Grossglockner’e komşu Heiligenblut’taki otelimize geliyoruz. Muhteşem bir vadinin içindeki otelimiz (Hotel Larchenhof) bize puslu ama masalsı bir manzara sunuyor.  Akşam yemeği ise otelde ve yolculuk boyunca ilk çorbamızı içtiğimiz için pek bir mutluyuz.
Heiligenblut



6.Gün : 12.07.2019  Cuma,  Heiligenblut (Grossglockner) (Avusturya)-Villach (Avusturya) (272 km.)
Sabah erkenden ve hocamızın mutad brief’inden sonra, kayma korkumun, her ne kadar ülkedeki asfalt kalitesi, lastik faktörü vb. nedenlerle oldukça zor olduğunu tüm detayları ile anlatan hocama rağmen beni birkaç virajda istinat duvarlarıyla burun buruna getireceğini bilmeden Adriyatik'in 3,798 metre yukarısında, Avusturya'daki en yüksek dağ ve Brenner Geçidi'nin doğusundaki Alpler'in en yüksek dağı olan Grossglockner’e ve milli parka doğru yola çıkıyoruz. Hava kapalı, çisentili, yer yer yağmurlu ve soğuk, kısaca sevimsiz.
Otelden çıktıktan birkaç km. sonra milli parka giriş yapıyoruz, giriş ücreti 26.50 Euro. Zirveye ulaşmasak da hava sıcaklığının 3o’ye kadar düştüğü karlı tepelere çıkıyoruz. Dağdaki buzul,  19.yy’ın ortalarından itibaren hava sıcaklığının 1.5o yükselmesi nedeniyle 200 m. hacim ve 1,8 km uzunluğunda bir kayba uğramasına rağmen Avusturya’nın halen en büyük buzulu. Tepede katlı ve kapalı otopark, müze, hediyelik eşya alabileceğiniz kocaman bir mağaza ve kafe var.

Grossglockner

Halil Hoca ile Keşfe Devam

Döne dolana dağdan indikten sonra korku filmi niteliğinde parke taşlı ve bence kesin kaygan olan ama benim dışımda kimsenin kaymadığı (zaten ben de kaymadım) acayip bir yoldan güzel bir manzaraya çıkıyoruz ki buranın da adı EdelweiBspitze.  
Lienz’e kadar  yemek molasız geldiğimiz şehirde 2 arkadaşımız memlekete dönmek için aramızdan ayrılıyorlar. Kendilerini güç bela ayarlanan bir araç ile Lubliyana hava alanına uğurladıktan, BMW K1600 B ve Harley Fat Bob’u panelvana yükledikten sonra garın karşısındaki kafede yemeklerimizi alıyoruz.
Villach’a uzanan son düzlükte yani otoyolda gök gürültülü sağanak yağış tanımını hakkıyla veren bir yağmura yakalanıyoruz. Motor mu kullandık, bot mu anlayamadığım yaklaşık yarım saatlik sürüş/yüzüş sonunda Villach’a girerken hava düzeliyor ve sevimli, renkli akşam bulutları eşliğinde 4 yıldızlı otelimize (Hotel Seven) ulaşıyoruz. Villach ile Velden arasında kalan otel, yeni açılmış ve gayet güzel, tavsiye olunur.  




7.Gün : 13.07.2019  Cumartesi,  Villach (Avusturya) (95 km.)

3 kere ülke değiştirmemize rağmen gezinin en hem km. olarak hem de sevimli çevre gezileri babında en minnoş günü.Güne, otele 2 km. mesafede yer alan Louis isimli kocaman bir motosiklet mağazasına girerek başlıyoruz. Dünkü yağmurdan ziyadesiyle nasibini almış emektar botlarımı, uygun numaramı (her zamanki gibi) bulamasam da mecburen yenisiyle değiştiriyorum.  Burada yükümüzü tuttuktan sonra Villach’a 7-8 km. mesafedeki Faak em See gölüne ve yerleşim yerine uğruyoruz. Burası her yıl Eylül ayının ilk haftasında binlerce motosikletçiyi ağırlayan festivali ile ünlü. Bir keresinde 70 bin motosikletin geldiği rivayet olunur.   
Avusturya’dan çıkıp, Slovenya’dan geçip İtalya sınırları içinde hocanın gezilerinden birinde tesadüfen keşfettiği bir yere gidiyoruz. Buranın adı literatürde ‘Halil Hoca’nın Gizli Cenneti’ olarak geçse de anlaşılan o ki İtalyanlar da keşfetmiş ve artık girişte 2 Euro alıyorlar. Gölün kenarındaki tek restoranda enfes bir yemek yedikten sonra 1 saati aşkın bir süre kıyıda dinleniyoruz. Ben gölün çevresini yürüyerek gezmeyi (ki yaklaşık yarım saat sürüyor) ve fotoğraf çekmeyi tercih ediyorum.


Filtresiz

Huzur içinde vakit geçirdiğimiz göl sefası sonrası dönüş akşam üstü Tarvisio üzerinden otele.
Akşam yemeği için taksi ile Velden’e gidiyoruz. Göl kenarına kurulmuş bu şirin ve nezih kasaba, tatil sezonunun başlaması ile hareketlenmiş. Birkaç yer baktıktan ve buralarda yer bulamadıktan sonra Leopold isimli bir otel altı güzel bir restoranda yemeklerimizi ve sohbetimizi alıyoruz.


Velden

8.Gün : 17.07.2019 Pazar,  Villach (Avusturya) – Trieste (İtalya) (195 km.)

Son gün için otobansız ve daha uzun sürecek ama biraz daha yeşilli, meyilli, keyifli yollardan gitmeyi planlayan hocamız, ‘çok yorulduk, öldük bittik, motorları cruise a alalım, düz gidelim’ baskısına dayanamayarak Udine üzerinden otobana girerek bizi Trieste’ye ulaştırıyor. Hatta o kadar hızlı geliyoruz ki limanda beklemeyelim diye yolda bir akaryakıt alanında 1 saati aşkın vakit öldürmek zorunda kalıyoruz. Saat 13 sularında motorları limana bırakıp, kendileriyle 3-4 gün sonra İstanbul’da görüşmek üzere Lubliyana’ya doğru taksi ile yola çıkıyoruz. Motorlar Pazartesi’ye kadar limanda kalacak ve tüm işlemlerle yine Satı ilgilenecek.
Saat 16 gibi Lubliyana’da olduğumuzdan hem yemek hem de gezmek için yeterli vaktimiz kalıyor. Küçük ama güzel bir şehir. 45 dk.lık keşif gezim sonrasında bir hafta sonu buraya tekrar gelmeyi not ediyorum. Yol için 125 Euro ödenen taksi beklemeyi de ekleyerek 165 Euro alıyor bizden ve 18:00 de bizi alarak hava limanına bırakıyor ve 20:00 İstanbul uçağı ile tadı damağımızda kalan bu muhteşem tatilimiz tamamlanmış oluyor.


Notlar:
1.       Tüm yol boyunca hava sıcaklığı oldukça değişkendi 35oC - 3 oC gibi. Ortalama ise akşamları 10 derece gündüzleri en fazla 20 dereceydi.O yüzden en kötü ihtimalle içliği ile birlikte mevsimlik montunuzu yanınıza alın yazlık olanı değil. Takviye olarak ise birkaç termal, içlik ve/veya windstopper olsun. Botlarınız su geçirmesin, yedek eldiven yanınızda olsun. Yağmurluk farziyyatından hiç bahsetmiyorum bile.
2.       Eğitim şart. Böyle bir gezi yapmayı planlıyorsanız öncesinde özellikle dönüş ve yol eğitimleri almış olmanız turunuzun daha keyifli geçmesini sağlayacaktır.
3.       Kendi aracınızla gidebileceğiniz gibi bölgede motosiklet de kiralayabilirsiniz. Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları var. Kiralama için öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Yüksek sezonda kiralama fiyatları ise 150-200 Euro/gün şeklinde. Ayrıca depozit olarak (1000 Eurolar civarında) ödemeniz de isteniyor. Sigortalarının neyi kapsadığına da dikkat etmelisiniz ki çoğu çalınmayı filan kapsamıyor. Tanımadığınız bir motora binmek ise tercih meselesi. Yeni şeyler denemek cazip gelse de benim gibi ebat sorunu yaşıyorsanız kendi motorunuz tercih etmek isteyebilirsiniz. Kendi motorunuza binmek isterseniz ya ülkeden motorla çıkış yapacaksınız ki bizim gezdiğimiz bölgeler ulaşmak için bu tek yön fazladan 1.500 km demek ki bunun için fazladan enerjinizin ve vaktinizin olması gerek veya Ro Ro’ya vereceksiniz. Bu da fazladan operasyonla uğraşmak demek. Ro Ro ile transfer, kiralamaya göre daha hesaplı tabi ki;  tek yön gidiş için 300 Euro fiyat ve acenteye vermek isterseniz ekstra 50 Euro, toplamda 700 Euro bir maliyet. Tabi bununla uğraşacak yeterli vaktiniz ve sabrınız varsa.
Benim tercihim Halil Hoca’nın düzenlediği ‘Alpines Tour’ ile kendi motorum ve Ro Ro oldu. Sadece bu aşamadaki konfor bile tartışılmaz bence. Valizlerimi dahi araca bıraktığım için ne gelirken ne giderken bagaj derdimin olmaması da cabası.
4.       Tur dahilinde olduğu için doğal olarak biz otellere ayrıca ödeme yapmadık ancak bölgede genel olarak oda değil kişi uygulaması var ve bu sezonda yaklaşık fiyatlar kişi başı kahvaltı dahil 50 Euro civarı. Ağustos’ta bu rakamlar 60-70 Eurolara kadar çıkıyor.
5.       Tur aynı zamanda eğitim içerikli olduğu için cazipti. Bir motorcunun hangi seviyede olursa olsun ve ne kadar süredir kullanıyor olursa olsun devamlı kendini güncellemeye ihtiyacı var. Hele ki son birkaç yılda büyük motorum konusunda paslanmış olan ben için harika bir fırsat oldu bu. Halil Kılıç Hocamın bu konudaki uzmanlığı, yeteneği ve deneyimi tartışılmaz, her birimizle ayrı ayrı ilgilendi ve son derece doğal ve yaşamın içinden bir şekilde bize aktarımlarını yaptı.
6.       Her şeyiyle on numara bir gezi yaptık. Hocamızın yıllardır bu bölgeye gelmesi ve hakim olması da en büyük avantajlardan biriydi. Grubun uyumu, anlaşması, birbirine saygısı da oldukça iyiydi.
Evet, yolda olmak güzeldir, ancak Halil Hoca ile yolda olmak bir başka güzeldir…



Gizli göl

Dolomitiler




Velden

Dolomitiler

St. Moritz Gölü



St. Moritz Gölü

St. Moritz Gölü

Misurina

St. Moritz Gölü




Dolomitiler

Cortina D'ampezzio Otel Manzarası

Tre Cime

Tre Cime tarafına bakış



Bir kısım Dolomitiler



Stelvio Akşam Güneşi


Stelvio Otel

Stelvio Otel


Stelvio

Stelvio

Stelvio


Stelvio İniş

Stelvio İniş


Lago di Resia

Lago di Resia

Stelvio İniş

Stelvio


Grossglockner

Faak em See


Gizli Cennet




1 yorum: