Yolda Olmak Güzeldir…
1. Gün : 07.07.2019 Pazar, İstanbul (Türkiye) – Lubliyana
(Slovenya) – Trieste (İtalya) – Cortina D’ampezzio (İtalya) (Toplam 380 km,
motorla 290 km)
Yolculuğumuz
sabahın ilk ışıkları ile birlikte İstanbul Yeni Havalima’nından başlıyor.
Uçuşumuz sabah 7:00’de Lubliyana’ya. Halil Kılıç hocamızın düzenlemiş olduğu ‘Alpines
Tour’ toplam 8 günde 4 farklı ülkeyi (Slovenya, İtalya, Avusturya, İsviçre)
kapsıyor olacak. Katılımcılar ise Halil Hoca ile birlikte 8 motor ve tüm yol
boyunca bizi takip edecek olan lojistik aracından oluşuyor.
Yerel saati ile 08:30 da
indiğimiz Lubliyana’dan Triste’ye Havaş benzeri bir transfer aracı ile gidiyoruz.
Otobüste bizden başka araçlarını almaya giden Türk tırcılar da var. 90 km.lik yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürüyor
ancak limana giriş için kontroller neredeyse 1 saati buluyor. Motorlarımıza ulaştığımızda
ise öğlen saat 13:00 olmuş bile. Motorlar ve eşyalarımız Salı akşamı Ro Ro ile
İstanbul’dan yola çıkıp Triste’ye Cumartesi ulaştılar. Tur organizasyonu içinde
yer alan bu hizmetin ise oldukça konforlu olduğunu söylemeliyim. İstanbul’da
bir noktaya teslim etmekten ve dönüşte teslim almaktan başkaca hiçbir şey
yapmanıza gerek kalmıyor böylelikle. Bu işlerin ustası olan lojistikçimiz Satı,
işin her detayı ile ilgileniyor. Kısa
bir süre sonra Halil Hoca önde (KTM 1290 Adventure-S), oğlu (yaş 17 olmasından
mütevellit KTM Duke 125, ki öyle olmasına bakmayın hepimizden iyi motor
kullanıyor) ve BMW F 650 GS, BMW 1200 GS, BMW K 1600 Bagger, 2 adet Harley Road
Glide, 2 adet Harley Fat Bob olmak üzere toplam 9 motor ve 1 panelvan yola
çıkıyoruz. İstikamet Cortina ve hedef 290 km yol. Gece neredeyse uyumadan yola
çıktığımız ve günün yarısını çoktan geçtiğimiz göz önünde bulundurulursa bu
bizim için beş yüz kilometreye bedel.
Yemek molamızı 15.30 sularında
Slovenya’dan çıkmadan yemyeşil ve Kanal olarak adı geçen bir gölümsünün
kenarında veriyoruz. Sini boyu
hamburgerleri ile 4 kişiyi ziyadesiyle doyuran mekanın adı ise Okrepcevalnica
Dolga Njiva. Hafta sonu geldiyseniz bu lezzete kavuşmak için ayakta biraz
beklemeniz gerekiyor.
Yolda kısa bir yağmur geçişi ve
akabinde kahve molasından sonra Cortina’ya gelmeden yaklaşık 60 km öncesinde
Passo Mauri’den geçerek ilk mini geçit deneyimimizi yaşıyoruz. Sonrasında Cortina’ya
kadar yol, yorgun bedenlerimiz için usandırıcı şekilde virajlı, dönmeli,
dönemeçli. Çevredeki benzerleri gibi olan mütevazi kayak otelimiz Hotel Corona’ya
ulaştığımızda saat 22:00 suları ve yemek için açık tek yer meydandaki nefis
pizza ve makarnaları olan Croda Cafe.
İşte artık Dolomitlerin
göbeğindeyiz. Dolomit Dağları, İtalya'nın kuzeydoğusunda
bulunan, Alp Dağları'nın bir parçası olan dağ sırası. Dolomites grubu
İtalya'nın Belluno, Güney Tyrol ve Trentino bölgelerinde bulunmakta. 2009’da ise
Dünya Mirası olarak ilan edilmiş.
Canım Dolomitiler
Sabah erken
kahvaltıdan sonra 9’da hocamızdan ilk dersimizi ve bilgilendirmemizi alıyoruz.
Zira eğitim şart. Bölgede yer alan Misurina Passosu ve Gölü ilk durağımız ve gördüklerimizin
en güzellerinden biri. Sticker veya pin toplamaya da buradan başlayabilirsiniz.
Misurina Gölü
Göl çevresinde kısa bir süre
eğlendikten sonra, 15 Euro vererek Tre
Cime Nature Park’a giriş yapıyoruz. Zirvesine yakın bir yerlerine çıkmaya
çalıştığımız Monte Cristallo’yu askerlerin kapatmış olduğunu görerek ve dar
virajlı yollardan zorlanarak da olsa dönerek, 2333 m. rakımdaki bir alt manzara
noktasına geçiyoruz. Manzaranın güzelliği ise büyüleyici. Dolomitilerin en güzel
manzaralarından birine sahi Tre Cime ve tüm bölge karşımızda tüm ihtişamıyla
duruyor.
Tre Cime
Bir yandan
gri bulutları atlatmaya çalışarak ve dağın çevresini bu amaçla dolaşarak günlük
passo serüvenimize başlıyoruz. Passo Giau, Passo Pordoi, Passo Sella dağların
arasından geçen ve dağları birbirine bağlayan geçitler. İnişli çıkışlı da olsa
ortalama rakım 2000 m.ler civarında Mini
mini hair pinlerin onlarcasını keyifle (kendi adıma konuşacak olursam zaman
zaman zorlanarak) dönüyoruz. Sadece doğanın güzelliği, bol oksijen, muhteşem
manzaralar ve anda kalmak var. Viraj dönmek dışında başka bir tasanızın ve aynı
zamanda keyfinizin olmadığı bir zaman dilimi. Pordoi ve Sella arasında Arabba’da
kısa bir tatlı ve kahve molası veriyoruz. Kilise’nin karşısındaki Peter’in
Restoranındaki apple strudel ise paylaşılmayacak kadar lezzetli .) .
Dönüş, Passo Gardena üzerinden Cortina’ya.
Akşam yemeğini ise otele 200 m. mesafede yer alan başka bir otelin restoranında,
Hotel da Beppe Sello’da alıyoruz. Steakleri güzel olan bu mekan, bu sefer aynı
performansı gösteremese de memnun bir şekilde ayrılıyoruz.

3
3. Gün : 09.07.2019 Salı, Cortina D’ampezzio (İtalya) – Stilfs (Stelvio)
(230 km.)
Bugün aktarım
günlerinden biri. Stelvio passolarına
ulaşmak için uzun bir yol kat etmemiz gerekiyor. Sabah vakitlice yola revan olduktan
kısa bir süre (60 km. kadar) sonra Falcade bölgesinde virajlı yokuşlara
dayanamayan lojistik aracımız su kaynatıyor. Yaylamsı alanda kuşlarla,
ördeklerle eğlendiğimiz bi yarım saatten sonra sorunu çözen acar asistanımız
Satı ile araç arkamızda biz önde devam ediyoruz. Öğle yemeği için durağımız Moena
kasabası. Viyana Kuşatması sırasında bölgeye düşen (bir rivayete göre esir
düşen, bir rivayete göre ordudan ihraç edilen) Osmanlı askerinin yaşadığı bir köy.
Balaban Hasan isimli bu yeniçeri bir süre sonra artık oranın yerlisi gibi
oluyor ve seviliyor. Her sene Temmuz ayında bir festivalle anma töreni
gerçekleştirilen kasabada bilinenin aksine Türkler seviliyor ve sayılıyor. Biz herhangi
bir aktiviteye şahit olamasak da, güzel bir restoranda ülkedeki 10.pizzamızı
filan yiyoruz ve yola devam ediyoruz.
Buradan sonra yol düz ve
otobanımsı, Bolzano’yu ve Merano ovasını da tam gaz geçtikten sonra 19.30
sularında Stelvio eteklerindeki bizi 2 gün ağırlayacak olan minik otelimize
(Hotel Stilfserhof) varıyoruz.

4.Gün : 10.07.2019 Çarşamba, Stilfs (Stelvio Passoları)(İtalya) –
Livigno (İtalya)– St. Moritz (İsviçre) (250 km.)
İşte o gün bugün. Her motorcunun bir gün gidebilmeyi hayal
ettiği Stelvio Geçidi (Rakım 2760 m.). Arka arkaya onlarca hair pin’in dans
ettiği, yukarı çıkarken sağınıza solunuza bakmanın yürek istediği, hem zor hem
keyifli bir yol. Aslında zirveye ulaştığınızda sizi karşılayan sadece bir kayak
merkezi, tüm bu bölgede olduğu gibi. Ancak yazın, gerek turistler, gerek
bisikletçiler, gerekse motorcular bu yolu çıkabilmek için dikkate değer bir
trafik oluşturuyor. Öyle ki, daracık bir virajda dönerken bir bisikletçiyle
şeridi paylaşmak zorunda kalmanız veya yukarıdan inen bir araca yol vermeniz
veya onun sizi beklemesi oldukça normal. Otelden çıktıktan sonra tepeye ulaşana
kadar 20 km.lik yol boyunca çoğu sürekli toplam 45 adet viraj dönüyorsunuz. Bunu
farklı passolarda yol boyunca defalarca tekrarladık aslında ama en havalısı
burası tabi ki.
Yukarıda kısa bir mola verdikten ve mini bir alışveriş
yaptıktan sonra dağın diğer tarafından Livigno’ya doğru inmeye başlıyoruz. İnişte
fotoğraflarınızı çeken ve internet üzerinden satan birisi var. https://2019.fotostelvio.com/ adresine
girerek sürpriz bir kare yakalayabilirsiniz.
İniş, çıkışı aratmasa da daha kolay ve hızlı tabi ki. Öğle
yemeği aynı zamanda tax free bir bölge ve kayak cenneti olan Livigno’da. Uygun
fiyata alışverişlerinizi buradan yapabilirsiniz.
Stelvio Geçidi
15.30 sularında yemeğimizi bitirip bu şirin yerleşim
yerinden ayrılıyoruz. İstikamet yine kayak merkezi olması ile ünlü Saint
Moritz. Sınır geçişi yine yokmuş gibi ve sorunsuz ve işte şimdi de İsviçre Alpleri’ndeyiz.
Yaklaşık 1,5 saatlik bir sürüşten sonra şehrin kenarında harika bir göle
ulaşıyoruz. (Tahmin edileceği üzere gölün adı da St. Moritz). Burada ve gölün
kenarındaki şahane dondurmaları olan Pier 34 adlı restoranda yaklaşık 1 saat
geçirdikten sonra ise tekrar yola koyuluyoruz.
Yolda olmak güzeldir…(St.Moritz)
Bitmeyen gün yapmışlardı; 2 saate yakın bir sürüşten sonra
bu sefer İtalya sınırları içinde başka güzel bir göle geliyoruz. Lago di Resia.
Yan yana iki gölün birleştirilmesi ile sular altında kalmış köyün tek görünen kalıntısı
ise kilisenin kulesi. Gölün hemen
kenarında otomatik bir fotoğraf noktası var, anında internetten fotonuzu
alabiliyorsunuz.
20:30
sularında buradan ayrılıp 45 dk. sonra keyifli bir kapanışla artık nihayet
otelciğimize ulaşıyoruz.
5.Gün : 11.07.2019 Perşembe. Stilfs
(Stelvio) (İtalya) – Heiligenblut (Grossglockner) (Avusturya) (280 km.)
En uzun 2.yol günümüz. Bir kısmı
trafiğe takılarak da geçse Merano’dan sonraki geçitler, dağların arasından
kıvrılarak giden yollar keyfimizi yerine getiriyor. Benim içinse eğitim günü. Halil
Hoca’nın arkasında, onu izleyerek ve talimatlarıyla sürüşümü biraz daha
düzeltme ve geliştirme imkanı buluyorum. Passo Giovo (Jaufenpass) 2004 m.
rakımda rahat ve keyifli bir geçiş, güzel manzaralar eşliğinde buraya çıkıp
iniyoruz. Avusturya’ya, otoyola girmeden
önce sticker alıp aracınıza yapıştırmanız gerekiyor. Hocamızın yönlendirmesi
olmasa hiçbir şekilde fark edemeyeceğimiz bir istasyondan birkaç Euro
karşılığında stickerlarımızı alıyoruz ve bu bizi tüm yol boyunca karşılaşmamız
muhtemel otoban polisinin, olmadığı takdirde yiyeceğimiz 150 Euroluk cezasından
koruyor. Lienz’den sonra hava değişiyor ve hafif bir yağmur eşliğinde
Grossglockner’e komşu Heiligenblut’taki otelimize geliyoruz. Muhteşem bir
vadinin içindeki otelimiz (Hotel Larchenhof) bize puslu ama masalsı bir manzara
sunuyor. Akşam yemeği ise otelde ve yolculuk
boyunca ilk çorbamızı içtiğimiz için pek bir mutluyuz.
![]() |
Heiligenblut![]() |
6.Gün : 12.07.2019
Cuma, Heiligenblut (Grossglockner) (Avusturya)-Villach
(Avusturya) (272 km.)
Sabah erkenden ve hocamızın
mutad brief’inden sonra, kayma korkumun, her ne kadar ülkedeki
asfalt kalitesi, lastik faktörü vb. nedenlerle oldukça zor olduğunu tüm
detayları ile anlatan hocama rağmen beni birkaç virajda istinat duvarlarıyla
burun buruna getireceğini bilmeden Adriyatik'in 3,798 metre
yukarısında, Avusturya'daki en yüksek dağ ve Brenner Geçidi'nin doğusundaki
Alpler'in en yüksek dağı olan Grossglockner’e ve milli parka doğru yola
çıkıyoruz. Hava kapalı, çisentili, yer yer yağmurlu ve soğuk, kısaca sevimsiz.
Otelden çıktıktan birkaç km. sonra milli parka giriş yapıyoruz, giriş
ücreti 26.50 Euro. Zirveye ulaşmasak da hava sıcaklığının 3o’ye
kadar düştüğü karlı tepelere çıkıyoruz. Dağdaki buzul, 19.yy’ın ortalarından itibaren hava
sıcaklığının 1.5o yükselmesi nedeniyle 200 m. hacim ve 1,8 km
uzunluğunda bir kayba uğramasına rağmen Avusturya’nın halen en büyük buzulu. Tepede
katlı ve kapalı otopark, müze, hediyelik eşya alabileceğiniz kocaman bir mağaza
ve kafe var.
Grossglockner
![]() |
| Halil Hoca ile Keşfe Devam |
Döne dolana dağdan indikten sonra korku filmi niteliğinde parke taşlı ve
bence kesin kaygan olan ama benim dışımda kimsenin kaymadığı (zaten ben de
kaymadım) acayip bir yoldan güzel bir manzaraya çıkıyoruz ki buranın da adı
EdelweiBspitze.
Lienz’e kadar yemek molasız geldiğimiz şehirde 2 arkadaşımız
memlekete dönmek için aramızdan ayrılıyorlar. Kendilerini güç bela ayarlanan bir
araç ile Lubliyana hava alanına uğurladıktan, BMW K1600 B ve Harley Fat Bob’u
panelvana yükledikten sonra garın karşısındaki kafede yemeklerimizi alıyoruz.
Villach’a uzanan son düzlükte yani otoyolda gök gürültülü sağanak yağış tanımını
hakkıyla veren bir yağmura yakalanıyoruz. Motor mu kullandık, bot mu
anlayamadığım yaklaşık yarım saatlik sürüş/yüzüş sonunda Villach’a girerken
hava düzeliyor ve sevimli, renkli akşam bulutları eşliğinde 4 yıldızlı otelimize
(Hotel Seven) ulaşıyoruz. Villach ile Velden arasında kalan otel, yeni açılmış
ve gayet güzel, tavsiye olunur.

7.Gün : 13.07.2019
Cumartesi, Villach (Avusturya) (95 km.)
3 kere ülke değiştirmemize rağmen gezinin en hem km. olarak
hem de sevimli çevre gezileri babında en minnoş günü.Güne, otele 2 km. mesafede yer
alan Louis isimli kocaman bir motosiklet mağazasına girerek başlıyoruz. Dünkü yağmurdan
ziyadesiyle nasibini almış emektar botlarımı, uygun numaramı (her zamanki gibi)
bulamasam da mecburen yenisiyle değiştiriyorum. Burada yükümüzü tuttuktan sonra Villach’a 7-8
km. mesafedeki Faak em See gölüne ve yerleşim yerine uğruyoruz. Burası her yıl
Eylül ayının ilk haftasında binlerce motosikletçiyi ağırlayan festivali ile
ünlü. Bir keresinde 70 bin motosikletin geldiği rivayet olunur.
Avusturya’dan çıkıp, Slovenya’dan
geçip İtalya sınırları içinde hocanın gezilerinden birinde tesadüfen keşfettiği
bir yere gidiyoruz. Buranın adı literatürde ‘Halil Hoca’nın Gizli Cenneti’
olarak geçse de anlaşılan o ki İtalyanlar da keşfetmiş ve artık girişte 2 Euro
alıyorlar. Gölün kenarındaki tek restoranda enfes bir yemek yedikten sonra 1
saati aşkın bir süre kıyıda dinleniyoruz. Ben gölün çevresini yürüyerek gezmeyi
(ki yaklaşık yarım saat sürüyor) ve fotoğraf çekmeyi tercih ediyorum.

Filtresiz
Huzur içinde vakit geçirdiğimiz
göl sefası sonrası dönüş akşam üstü Tarvisio üzerinden otele.
Akşam yemeği için taksi ile Velden’e
gidiyoruz. Göl kenarına kurulmuş bu şirin ve nezih kasaba, tatil sezonunun
başlaması ile hareketlenmiş. Birkaç yer baktıktan ve buralarda yer bulamadıktan
sonra Leopold isimli bir otel altı güzel bir restoranda yemeklerimizi ve
sohbetimizi alıyoruz.

Velden
8.Gün : 17.07.2019 Pazar, Villach (Avusturya) – Trieste (İtalya) (195
km.)
Son gün için otobansız ve daha
uzun sürecek ama biraz daha yeşilli, meyilli, keyifli yollardan gitmeyi planlayan
hocamız, ‘çok yorulduk, öldük bittik, motorları cruise a alalım, düz gidelim’
baskısına dayanamayarak Udine üzerinden otobana girerek bizi Trieste’ye
ulaştırıyor. Hatta o kadar hızlı geliyoruz ki limanda beklemeyelim diye yolda
bir akaryakıt alanında 1 saati aşkın vakit öldürmek zorunda kalıyoruz. Saat 13
sularında motorları limana bırakıp, kendileriyle 3-4 gün sonra İstanbul’da
görüşmek üzere Lubliyana’ya doğru taksi ile yola çıkıyoruz. Motorlar Pazartesi’ye
kadar limanda kalacak ve tüm işlemlerle yine Satı ilgilenecek.
Saat 16 gibi Lubliyana’da
olduğumuzdan hem yemek hem de gezmek için yeterli vaktimiz kalıyor. Küçük ama
güzel bir şehir. 45 dk.lık keşif gezim sonrasında bir hafta sonu buraya tekrar
gelmeyi not ediyorum. Yol için 125 Euro ödenen taksi beklemeyi de ekleyerek 165
Euro alıyor bizden ve 18:00 de bizi alarak hava limanına bırakıyor ve 20:00
İstanbul uçağı ile tadı damağımızda kalan bu muhteşem tatilimiz tamamlanmış
oluyor.

Notlar:
1.
Tüm yol boyunca hava sıcaklığı oldukça
değişkendi 35oC
- 3 oC gibi. Ortalama ise akşamları 10 derece gündüzleri en fazla 20
dereceydi.O yüzden en kötü ihtimalle içliği ile birlikte mevsimlik montunuzu
yanınıza alın yazlık olanı değil. Takviye olarak ise birkaç termal, içlik
ve/veya windstopper olsun. Botlarınız su geçirmesin, yedek eldiven yanınızda
olsun. Yağmurluk farziyyatından hiç bahsetmiyorum bile.
2.
Eğitim şart. Böyle bir gezi yapmayı planlıyorsanız öncesinde özellikle
dönüş ve yol eğitimleri almış olmanız turunuzun daha keyifli geçmesini
sağlayacaktır.
3.
Kendi aracınızla gidebileceğiniz gibi bölgede motosiklet de
kiralayabilirsiniz. Her ikisinin de avantaj ve dezavantajları var. Kiralama
için öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Yüksek sezonda kiralama fiyatları
ise 150-200 Euro/gün şeklinde. Ayrıca depozit olarak (1000 Eurolar civarında) ödemeniz
de isteniyor. Sigortalarının neyi kapsadığına da dikkat etmelisiniz ki çoğu çalınmayı
filan kapsamıyor. Tanımadığınız bir motora binmek ise tercih meselesi. Yeni
şeyler denemek cazip gelse de benim gibi ebat sorunu yaşıyorsanız kendi
motorunuz tercih etmek isteyebilirsiniz. Kendi motorunuza binmek isterseniz ya
ülkeden motorla çıkış yapacaksınız ki bizim gezdiğimiz bölgeler ulaşmak için bu
tek yön fazladan 1.500 km demek ki bunun için fazladan enerjinizin ve
vaktinizin olması gerek veya Ro Ro’ya vereceksiniz. Bu da fazladan operasyonla
uğraşmak demek. Ro Ro ile transfer, kiralamaya göre daha hesaplı tabi ki; tek yön gidiş için 300 Euro fiyat ve acenteye
vermek isterseniz ekstra 50 Euro, toplamda 700 Euro bir maliyet. Tabi bununla
uğraşacak yeterli vaktiniz ve sabrınız varsa.
Benim tercihim Halil Hoca’nın
düzenlediği ‘Alpines Tour’ ile kendi motorum ve Ro Ro oldu. Sadece bu aşamadaki
konfor bile tartışılmaz bence. Valizlerimi dahi araca bıraktığım için ne
gelirken ne giderken bagaj derdimin olmaması da cabası.
4.
Tur dahilinde olduğu için doğal olarak biz otellere ayrıca ödeme yapmadık
ancak bölgede genel olarak oda değil kişi uygulaması var ve bu sezonda yaklaşık
fiyatlar kişi başı kahvaltı dahil 50 Euro civarı. Ağustos’ta bu rakamlar 60-70
Eurolara kadar çıkıyor.
5.
Tur aynı zamanda eğitim içerikli olduğu için cazipti. Bir motorcunun hangi
seviyede olursa olsun ve ne kadar süredir kullanıyor olursa olsun devamlı
kendini güncellemeye ihtiyacı var. Hele ki son birkaç yılda büyük motorum
konusunda paslanmış olan ben için harika bir fırsat oldu bu. Halil Kılıç
Hocamın bu konudaki uzmanlığı, yeteneği ve deneyimi tartışılmaz, her birimizle
ayrı ayrı ilgilendi ve son derece doğal ve yaşamın içinden bir şekilde bize
aktarımlarını yaptı.
6.
Her şeyiyle on numara bir gezi yaptık. Hocamızın yıllardır bu bölgeye
gelmesi ve hakim olması da en büyük avantajlardan biriydi. Grubun uyumu,
anlaşması, birbirine saygısı da oldukça iyiydi.
Evet, yolda olmak güzeldir,
ancak Halil Hoca ile yolda olmak bir başka güzeldir…
![]() |
| Gizli göl |
![]() |
| Dolomitiler |
![]() |
| Velden |
![]() |
| Dolomitiler |
![]() |
| St. Moritz Gölü |
![]() |
| St. Moritz Gölü |
![]() |
| St. Moritz Gölü |
| Misurina |
| St. Moritz Gölü |
![]() |
| Dolomitiler |
![]() |
| Cortina D'ampezzio Otel Manzarası |
![]() |
| Tre Cime |
![]() |
| Tre Cime tarafına bakış |
![]() |
| Bir kısım Dolomitiler |
![]() |
| Stelvio Akşam Güneşi |
![]() |
| Stelvio Otel |
![]() |
| Stelvio Otel |
![]() |
| Stelvio |
![]() |
| Stelvio |
![]() |
| Stelvio |
![]() |
| Stelvio İniş |
![]() |
| Stelvio İniş |
![]() |
| Lago di Resia |
![]() |
| Lago di Resia |
| Stelvio İniş |
![]() |
| Stelvio |
![]() |
| Grossglockner |
![]() |
| Faak em See |
![]() |
| Gizli Cennet |





















































