11 Kasım 2015 Çarşamba

Bir Küçük Kıyıköy Hikayesi

11.11.2015

Bir Küçük Kıyıköy Hikayesi

Hafta sonu gerçekleştirilebilecek kısa turlardan bir tanesi de, İstanbul’a yaklaşık 150 km. uzaklıkta yer alan ve Karadeniz kıyısında yer alan Kıyıköy olsa gerek. Gidiş dönüş yaklaşık 300 km. olan bu parkur için keyif arayanlar özellikle Çatalca bölge halkının ‘arka yol’ olarak tabir ettiği İstanbul-Tayakadın-Subaşı-Gümüşpınar-Saray yolunu kullanabilir.
Biz, ilk çıkış noktası olarak Maslak’tan Kemerburgaz’a ilerleyen E-6 bağlantı yolunu kullandık. Tayakadın’a kadar olan yaklaşık 40 km.lik yolun, özellikle son 20 km.si, 3.havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu inşaatının tüm hızıyla devam etmesinden dolayı hem yer yer bozulmuştu hem de sevimsiz bir kamyon trafiği ve taşıdıkları molozlardan kaynaklı toz bulutu mevcuttu. O yolu kullanmak isteyenler bu kısa eziyete bir süre daha katlanacaklar sanırım. Ancak yolun bu sevimsiz kısmı çok çabuk geçilip ve Saray’a kadar 80 km.lik bir kısım İstanbul’un köy yolları arasından keyifle ilerlenebilir.


Issız Bi Yer

Sabah, saatlerin ileri geri alındı hengamesini bir kez daha yaşadıktan sonra, 1 saat rötarla ve 3 (+1) motor planladığımız sürüşe 2 motor başlayarak (ve şükür ki aynı sayıyı koruyarak bitirerek) koyulduk. İlk molamızı ‘ah yol da ne güzelmiş, güneş de pek naifmiş, doğa tabiat çok hoşmuş, kuşlar da uçuyomuş’ modundaki ben yüzünden fotoğraf çekmek için verdik. Yoldan geçenlerin tezahüratları artık iyice komik olmaya başlayınca tekrar yola koyulduk ama birkaç km sonra kahve krizine giren yine ben için ana yoldan ayrılıp Gümüşpınar’da bir köy kahvesine attık kapağı. 



Gümüşpınar Kahve






Hoş artık buraların hepsi köy değil mahalle diye geçiyor. Kötü haber Türk kahvesi ‘menüde’ yok, daha kötü haber ise verdikleri neskafenin içinde eser miktarda kahve var amma çaylar şahaneydi doğrusu. Trakya köylülerinin hal, tavır ve replikleri ile keyiflenerek tekrar yola çıkıyoruz.

Gümüşpınar’dan 15 km kadar ilerde, benzin istasyonundan hemen sonra (Termo) yer alan meşhur Çiçek Köfte’de (1972 yılından beri J) öğle yemeklerimizi alıyoruz. İki tane Trakyalı abi tarafından titizlikle işletilen, her tarafı çiçekle dolu, şirin bir yer burası. Yazın oturacak yer olmuyormuş ama mevsimden dolayı biz şanslıydık sanırım. Köfte ve et çeşitleri mevcut ve gayet başarılı. Benim aldığım sucuklu köftenin tuzu biraz fazla kaçmış ama bunu dengelemek için yanına sağ olsunlar 2 tane de normal köfte koymuşlar. Hesap da gayet makul, köfte, içecek, yoğurt, patates ve gırla çay kahve için kişi başı 30 TL gibi bir rakam ödedik. Sonbaharda nazlı güneşin altında bahçe keyfi ise bedava.           
                                              


Kıyıköy Sahil
Akşam olmaya başladığı için artık bir Kıyıköy’e varalım niyetiyle tekrar yola çıkıyoruz. 30 km sonra Saray, oradan da 27 km sonra Kıyıköy. Kıyıköy yolu hafif virajlı, hafif ormanlık, keyifli bir yol. Bu kasabayı bilen bilir, Karadeniz kıyısında uzun ve güzel bir plajı olan, yazın çadır kamplarının da yoğun olduğu, çevredeki halk tarafından tatil amaçlı olarak tercih edilen, balığının da bol ve güzel olduğu küçük bir yerleşim yeri. Sonbahar olunca ise oldukça sakinleşmiş. Hafta sonu için gelenlerin de dönmeye başlaması ve soğukla birlikte yakılan sobaların dumanının sisle birlikte çökmesiyle iyice yalnız ve kendi halinde bir görünüme bürünen bu mütevazi yerden biz de sahil kenarında çaylarımızı içip biraz ısındıktan sonra ayrılıyoruz.

Ancak Trakya’nın soğuğu buradan ve bu mevsimden itibaren kendini göstermeye başlıyor. Daha sıkı giyinmek lazımmış. Elcik ısıtmalar son kademede geliyorum.
Bu sefer Saray-Çerkezköy yolu üzerinden otobanı kullanıyoruz zira hava kararmış durumda ve daha aydınlık bir yolda daha hızlı gidebilmek daha güvenli geliyor. Soğuğun muharrik gücüyle otobanda aşılan hız limitleri verilen kısa bir molayla dengeleniyor ve bu vesile ile arkadaşım tarafından radarın yanı sıra otobandaki giriş çıkış sürelerini ölçtüğü iddia edilen sistem de atlatılmış oluyor. Yetkililerin dikkatine : ) .
Beşiktaş’tan gidiş gelişi 320 km.yi geçmeyen bu rota motorlu/motorsuz tüm arkadaşlarıma tavsiye olunur. Hatta arabayla giderseniz yol kenarından köylülerin ürettiği/yaptığı meyve, sebze, manda yoğurdu, sucuk gibi ürünleri de alabilirsiniz.








2 yorum:

  1. O üç ben oluyorum zannımca :) ne güzel yazmışsın Aysecim gelmiş kadar oldum

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar Yazılarınızı Gezicini.com Sitesinde Yayınlayabiliriz.

    YanıtlaSil